Gliss Serum Deep-Repair Extreme Serum

Ocak 30, 2017 33 Comments A+ a-

Merhaba...

Bu yazımda Gliss Serum Deep-Repair Extreme Serum ile ilgili düşüncelerimi anlatacağım.
Canlılığını yitirmiş ve yıpranmış saçlar için amino protein serum içeriğiyle onarıcı çözüm vaadeden bu saç serumu, beyaz renkli, krem formunda bir ürün... Nemli ya da kuru saça uygulanabiliyor ve durulanmıyor. Saçın en derin tabakalarına kadar nüfuz edip saçı yeniden yapılandırmayı, içeriğindeki sıvılaştırılmış keratin ile saç kalitesini arttırmayı vaadediyor. Saçlarda fark edilir bir esneklik sağlayacağını söylüyor.

https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Bu serumu, serinin burada yazdığım saç maskesini satın alırken görmüştüm ve merakıma yenilerek sepetime atmıştım. Saçlarımı yıkadıktan sonra, taramayı kolaylaştırmak için mutlaka bir durulanmayan saç kremi ya da saç spreyi kullandığımdan, bu serum bir süre kenarda bekledi. Saçlarıma üst üste fazla ürün uygulamak istemediğimden de bir süre kullanamadım. 
Elimdeki saç taramak amaçlı kullandığım ürünler tükenince, aklıma bu serum geldi. Gliss saç serumunu hem saçlarıma bakım yapmak hem de taramayı kolaylaştırmak amaçlı kullanmaya başladım.

https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Serum Deep-Repair serisine ait bu serumu, iki pompa kadar alıp, saç diplerime değdirmeden, sadece saç boylarıma uyguluyorum. Gerçekten, saç taramayı kolaylaştırıyor. Saçlarımı yumuşacık yapıyor ve pürüzsüz bir his bırakıyor. Bıraktığı pürüzsüz hissin, içeriğindeki silikondan kaynaklandığını düşünüyorum. 

Saçlarımı onardığını söyleyemem, ancak uyguladıktan sonra saçlarım daha sağlıklı görünüyor. Elektriklenmeyi kontrol ettiğini, parlaklık verdiğini söyleyebilirim ancak bu etkisi geçici... Ürünü kullanmayı bırakınca kırık saç telleri eski haline dönüyor. Bu ürün, dışarı çıkarken saçları biraz daha sağlıklı göstermek için kullanılabilir. 
Bu serumu, yaz tatilimde de sürekli kullandım ve deniz suyundan etkilenmiş saçlarımı güzel yumuşattı. 

https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Gliss Serum Deep-Repair Extreme Serum, 200 ml, pompalı bir şişede geliyor. Kokusu gerçekten güzel... Şeffaf ve iyi kapanan kapağı sayesinde seyahatlerde taşırken sorun çıkarmıyor.
Ürün saçlarımı yağlandırıp ağırlaştırmadı ancak, benim saçlarım çok kuru. Yapısı itibariyle kontrollü miktarda kullanmak gerekebilir çünkü yağ içeriyor. Ürün aynı zamanda bir çeşit paraben ve parfüm de içeriyor. 

Gliss ürünlerini süpermarketlerde, bakım ürünü satan bir çok yerde bulabilirsiniz. Gliss Serum Deep-Repair Extreme Serum indirimsiz olarak 15-20 TL civarında satılıyor.

Sevgilerimle...

Ahşap İnsanlar

Ocak 29, 2017 38 Comments A+ a-

Merhaba...

Bugün, bloğumun genel konusundan uzaklaşıp, uzun süredir yazmak istediğim bir hobiden ve o hobiyi ilerletip ikinci bir iş haline getiren bir arkadaşımdan bahsedeceğim.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Uğur Parmaksız, İstanbul Vefa Lisesi'nde felsefe öğretmeni... Bunun yanında bir müzik tutkunu, çeşitli enstrümanlar çalıyor ve  öğrencilerine de öğretiyor. Aynı zamanda doğayı, uzun yürüyüşler yapmayı seviyor. Kendini geniş bir alanda sürekli geliştiren ve öğrencilerine de bu anlamda ışık tutan bir adam... Doğanın ve ağaçların kendisine verdiği huzuru, kişisel bir hobiye dönüştürüp amatörce ahşap oymacılığı denemeleri yapmaya başladığında; bu işin kendisini rahatlattığını, daha pozitif bir insan olmaya başladığını fark ediyor. Sonunda da, her işte yaptığı gibi kendisini günden güne geliştirip, yavaş yavaş profesyonelleşmeye başlıyor ve ortaya "Ahşap İnsanlar" çıkıyor.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Ben, sosyal medyadan ve eşimden ötürü Uğur'un bu hobisinden haberdardım ancak, geldiği noktayı İstanbul El Sanatları Fuarı'nda kendisine bir stand açana kadar fark etmemiştim. Yaklaşık bir ay önce gerçekleşen fuara, Uğur öğretmeni ziyarete gittiğimizde; bu mink, ahşaptan insanlara hayran kaldım.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Bu minik ahşaptan adamlar, kadınlar, dedeler, nineler, çocuklar ülkemizde görebileceğimiz her kesimden insanın birer minyatürü gibiler... Onları incelerken, farkında olmadan kendinizi bir oyunun içinde bulup çocuklaşabiliyorsunuz. Her boydan, her yaş grubundan ahşaptan insanların fotoğraflarını çekerken ve onlara dokunurken bile biz çok eğlendik. Uğur öğretmen, ahşaptan anahtarlıklar ve mumluklar gibi farklı çalışmalar da yapmış.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Fotoğraflarda gördüğünüz tüm figürler için ıhlamur ağacı kullanılmış. Her biri ahşap oymacılığında kullanılan bıçaklarla, elde tek tek şekillendirilerek oluşturuluyorlar. Fotoğraflarda gördüğünüz her ayrıntı tamamen el emeği ve hiç bir elektronik alet kullanılmadan yapılıyorlar. Ihlamur ağacının, bu işçilikte tercih edilmesinin sebebi; yumuşak olması ve şekillendirilmeye uygun bir yapısı olmasıymış. Bu ahşap oyuncakların sağlığımıza hiç bir şekilde zarar vermemesi için, Uğur öğretmen vernik kullanmıyor. Tüm ahşap insanlara karakter vermek için kullandığı boya da tamamen organik ve hepimiz için güvenli... Bu arada, ıhlamur ağacının özelliğinden olsa gerek, bu ahşaptan insanlar gerçekten hafifler ve çocuklar güvenle oynayabilir. Uğur öğretmen; ıhlamur ağacından başka, işlenmesi zor da olsa sedir, kestane, çeşitli meyve ağaçları, köknar gibi farklı ağaçlarla da çalışıyor. Bu sayede her ağacın dokusunu keşfetmeyi seviyor. 


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Doğal ahşabın; vücuttaki elektriği aldığını, insanı rahatlattığını, üzerinde bakteri üremesinin çok güç olduğunu dolayısıyla sürekli dezenfekte edilmesinin gerekmediğini, Ahşap İnsanlar sayesinde öğrenmiş oldum. Dayanıklı malzeme olduğu için nesilden nesile geçebilen ve doğanın bizzat kendisi olduğu için de sağlığa hiç bir zararı olmayan bu malzemeyi ateşten koruduğumuz sürece bizimle tutmak mümkün... Açıkçası bu kadar bilgiden sonra, ileride çocuğum olursa, ahşap oyuncaklarla oynamasını kesinlikle teşvik edeceğim.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Uğur öğretmen "Ahşap İnsanlar"ını şöyle anlatıyor: Ben ahşabı almasaydım; belki bir çatlamış sehpa ayağı, bir evin yıpranmış bir yemek masası ya da bir hırsızın açmak için hırpaladığı kapı olarak bir köşede kalacaktı. Ben ahşabı aldım; temizledim, işledim ve ona bir kişilik kazandırdım. Ona ellerimle tekrar değer kattım ve ondan bir ahşap insan yapıp yine insanların ellerine bıraktım. Gittikçe plastikleşen dünyada; doğal olanı ve doğayı bozmadan, ahşap malzemeleri ellerimle işleyip şekillendiriyorum. Bu, benim kendimce doğal olmayan ve plastik, sağlıksız olan her şeyle savaşım... Belki de, asıl derdim, hep çocuk kalabilmek ve hiç büyümemektir.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Uğur Parmaksız'a
Ahşap İnsanlar instagram hesabından (tıklayın) ulaşabilirsiniz ve hesabı takip ederek yaptığı her yeni Ahşap İnsan'dan da haberdar olabilirsiniz. Aynı zamanda Uğur öğretmenin, müzik sevgisini ve öğrencileriyle yaptığı etkinliklerin videolarının olduğu youtube kanalına da burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.
Ahşap İnsanlar'dan kendiniz ya da çocuklarınız için edinmek ya da bu sanatı öğrenmek ve bilgi almak isterseniz de; Uğur öğretmene 05337382766 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz. Size büyük bir mutlulukla yardımcı olacaktır.

Sevgilerimle...

HC Care Rejuvenating Tonic Cleanser

Ocak 27, 2017 25 Comments A+ a-

Merhaba...

Tonikler cilt bakımımın bir parçası... İtiraf etmem gerekirse, bazen tonik adımını tembelliğimden atlasam da; özellikle makyaj yaptığım günlerde asla es geçmiyorum. Tonik kullanmak; benim için, her şeyden önce cildimi düzgün temizleyip temizlemediğimi anlamak için son bir kontrol... Bugün anlatacağım HC Care Rejuvenating Tonic Cleanser; kuru ve hassas ciltler için formüle edilmiş bir yüz temizleme toniği...


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Bu tonik; cildi kurutmadan derinlemesine temizlemeyi, cilt yüzeyini yumuşatırken gözeneklerin temizlenmesini sağlayıp aşırı yağ salınımının önlenmesine yardımcı olmayı vaadediyor. Sonrasında kullanılacak cilt bakım ürünlerinin etkisini güçlendirmeye yardımcı olmayı hedefliyor. Cildin doğal ph dengesine kavuşmasını sağlayacağını iddia ediyor.
Cildimizi tümüyle temizledikten sonra, bir pamuk yardımıyla göz çevresinden uzak tutarak tüm yüze uygulanması öneriliyor.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Ben, HC Care toniği; önerildiği gibi, tüm yüzümü temizledikten sonra, bir pamuğa yeterli miktarda döküp cildime uyguluyorum. Sonrasında da cilt bakımıma devam ediyorum. Uzun süredir makyajımı tamamen temizlediğim için, toniği uyguladığım pamukta bir makyaj kalıntısı görmüyorum.
Benim cildim çok kuru ve hassas... HC Care Rejuvenating Tonic Cleanser, uyguladıktan kısa süre sonra, cildimde hafifçe gerginlik oluşturuyor. Fakat, hemen arkasından serum ve nemlendirici kullandığım için, bu durum beni rahatsız etmiyor. Cildimde hiç bir şekilde yağ salgısı olmadığı için, yağ kontrolü konusundaki vaadi hakkında yorum yapamıyorum. Benim gözlemime göre; her ne kadar kuru ciltler için olsa da, her cilt tipi bu toniği kullanabilir. Özellikle yağ kontrolü ile ilgili vaadini, karma/yağlı ciltler benden çok daha iyi ve doğru bir şekilde ölçebilir, diye düşünüyorum.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Toniğin cildimi sıkılaştırıcı bir etkisi var, bunun içeriğindeki hamamelis (cadı fındığı) bitkisinden kaynaklandığını düşünüyorum. İçeriğinde aynısefa, adaçayı gibi yara iyileştirici bitkiler var ve bu içerikler sivilcelenme gibi sorunlara karşı da, bu toniği iyi bir yardımcı yapabilir. Yine, içeriğindeki zencefil de sivilcelere iyi gelen bitkilerden... Tonikte saydıklarımdan başka, cildi temizleyen ve iyileştiren başka başka bitkiler de mevcut; çay, atkuyruğu bitkisi, civanperçemi gibi... Dolayısıyla karma/yağlı ciltli ya da cildi sivilcelenmeye meyilli birinden de bu tonik ile ilgili düşüncelerini okumayı çok istiyorum. 


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

HC Care Rejuvenating Tonic Cleanser'ın en sevdiğim özelliği; cildimde yanma, kızarıklık ve kaşıntı yapmaması oldu. Alkolsüz de olsa, bazı tonikler cildimde yanma ve kaşıntı yapabiliyorlar. Bu tonikte en ufak bir sorun yaşamadım ve rahatlıkla kullanabiliyorum. Tonik, alkol ve parfüm içermiyor.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

230 ml, plastik bir şişede satılan HC Care yüz temizleme toniği; açıldıktan sonra 12 ay kullanım ömrüne sahip... Ambalajının şeffaf olması, içinde kalan ürün miktarını gözlemlemek adına çok kullanışlı olmuş. Şeffaf bir tonik ve çok hafif, hoş bir kokusu var. İçeriği konusunda, bir çeşit PEG içeriyor olması hariç pek olumsuz bir şey söyleyemeyeceğim. Üstelik içerik listesinin ilk sırasında gliserin ve hyaluronik asit (sodyum PCA) bulunmasıyla da beni oldukça memnun ettiğini söylemeliyim. 



https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

HC Care, hayvanlar üzerinde test yapmıyor ve ürünlerinde hayvansal katkı maddeleri kullanmıyor. Markanın tüm ürünlerine online satış sitelerinden ve eczanelerden ulaşabilirsiniz.

NOT: Ürünün içeriğinde civanperçemi ve adaçayı gibi hamilelik sürecinde uzak durulması önerilen bitkiler gördüğüm için, bu konuyla ilgili bir sorun yaşanıp yaşanmayacağını, HC Care markasının temsilcisi Asena Hanım'a sordum. Kendisinin cevabını buraya aynen aktarıyorum:
"Kozmetik cilt bakım ürünleri cildin sadece üst tabakasını hedef almaktadır. Emilimi dermis bölgededir, epidermis bölgeye sadece sinyaller gönderirler. İlaç bazlı ürünler değildirler, bu nedenle ürünler içerik ve emilim olarak gebelik ve emzirme döneminde bir sorun teşkil etmemektedir. Bunun dışında gebelik dönemi hassas bir dönemdir, bir sakıncası olmasa da, bu dönem cilt ve vücut normalde olmayan alerjik reaksiyonlar gösterebilir. Bu nedenle, tüm kozmetik ürünleri için gebelik döneminde doktora danışarak kullanım önermekteyiz."

Sevgilerimle...

Thalia Anti Hair Loss Wheat&Honey Herbal Şampuan (Saç Dökülmesine Karşı Şampuan)

Ocak 25, 2017 36 Comments A+ a-

Merhaba...

Thalia Natural uzun süre boyunca merak ettiğim bir marka olarak aklımın bir köşesinde durdu. İki ay önce, şampuanım bitince ve evde kullanabileceğim bir yedeğim kalmadığını fark edince, fırsat bu fırsat dedim; Thalia Natural'dan iki tane şampuan sipariş ettim. Bugün anlatacağım Wheat&Honey (Buğday&Bal) saç dökülmesine karşı şampuanı iki ay boyunca düzenli kullanıp bitirdim.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Thalia saç dökülmesine karşı etkili buğday ve bal özlü şampuan yıpranmış saçlara hızlıca bakım yapmayı ve saç köklerinin güçlenmesine yardımcı olmayı vaadediyor. 24 çeşit bitki karışımı, provitamin ve hidrolize protein içeriyor.
Şampuanın mis gibi bir bal kokusu var. Benim gibi bal kokusunu seviyorsanız, sizin de hoşunuza gidecektir. Sarı renkli, şeffaf bir yapısı var. Çok kıvamlı değil ve az miktarı benim saçlarıma yetiyor. Bu şampuan günlük kullanıma uygun...


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Bu şampuanı haftada 3-4 kez, saçımı her yıkamamda kullandım. SLS içermeyen bir şampuana göre bence oldukça iyi köpürüyor. Saçlarımdan arındırırken de hiç zorlanmadım. Şampuanı, saç diplerime parmak uçlarımla nazikçe masaj yaparak uyguladım ve beş dakika saçımda beklettikten sonra duruladım. 


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Thalia Wheat&Honey şampuanı kullanmaya başlamadan önce, saçlarım çok fazla dökülmeye başlamıştı. Özellikle bu şampuanı satın almamın sebebi de buydu. Kullanmaya başladıktan bir ay kadar sonra, saç dökülmem gözle görülür derecede azaldı. Şampuan bittiğinde de, dökülmem normale dönmüştü. Ben şampuanı kullanırken, her zaman yaptığım saç maskelerimi ve bakımlarımı yapmaya da devam ettim. 


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Bu şampuan, tüm Thalia Natural şampuanları gibi; SLES, SLS, paraben içermiyor. Ph 5.5 seviyesiyle, cilt ile uyumlu yapıda... Silikon ve parfüm içeriyor. Açıldıktan sonra 12 ay kullanım ömrüne sahip... Benim saçlarımın dökülmesini toparlamakla birlikte, saçlarımı hiç sertleştirmedi. Ben uzun süredir sülfatsız şampuanlar kullanıyorum ancak, SLS'li şampuanlar kullanıyorsanız ilk kullanımlarda sülfatsız şampuanlar saçlarınızı sertleştirebilir. Ancak, SLS içermeyen şampuanlara alıştığınızda, elde edeceğiniz sonuçtan çok memnun kalacağınıza inanıyorum. Benim saçlarım eskisinden çok daha sağlıklı, yumuşak ve parlak... Üstelik daha hızlı uzuyorlar ve saç derisi problemlerim de tamamen kayboldu.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Thalia Wheat&Honey saç dökülmesine karşı şampuan, 300 ml bir plastik şişede satılıyor. Ambalajı yeterince esnek, ürün almak kolay ve sonuna kadar kullanmaya da imkan tanıyor. Kapağı oldukça sağlam kapanıyor. Ambalaj üzerinde üretim ve son kullanma tarihlerini de görebiliyoruz.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Thalia Natural bir Türk markası... WCS belgesine sahip olan marka hayvanlar üzerinde test yapmıyor.
Benim çok memnun kaldığım Thalia Natural Wheat&Honey saç dökülmesine karşı şampuanı ve tüm Thalia ürünlerini, markanın online satış sitesinden bulabilirsiniz. 


Sevgilerimle...

Flormar Future Historical Koleksiyonu-Radiant Touch Brush Concealer

Ocak 23, 2017 36 Comments A+ a-

Merhaba...

Flormar arka arkaya koleksiyonlar çıkarttıkça, ben de merakıma yenilip bir kaç parça ürün seçmiştim. Future Historical koleksiyonundan satın aldığım tek ürün ise, Radiant Touch Brush Concealer oldu. Satın aldığım günden bu yana kullandığım bu kapatıcı, bugün bloğumun konusu olacak. 


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Flormar Future Historical koleksiyonu rose-gold ambalajlarıyla bir çoğumuzun ilgisini çekti. Koleksiyonun kapatıcısı, Radiant Touch Brush Concealer, YSL'nin ünlü Touche Eclat aydınlatıcı kaleminin (yazısı burada) tasarımına sahip... Kalem şeklinde, ucu fırçalı ve basmalı kalemler gibi arkasından bastırarak ürünün fırçaya ulaşmasını sağlayan bir mekanizması var. 


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Flormar bu ürünü; "Gözle görülür derecede pürüzsüz, yumuşak ve daha eşit cilt tonu sağlayan kapatıcı" olarak tanımlamış. Pürüzsüz olmayan ciltlerde bile doğal ve kadifemsi bir sonuç elde edilebileceğini iddia ediyor.
5 renk seçeneği olan kapatıcının, bendeki rengi, serinin en açık tonu olan 01 Light Ivory... Serinin en açık rengi olsa da, Light Ivory, somon renkli bir kapatıcı... Dolayısıyla; Flormar bu ürün için her ne kadar "aydınlatıcı-kapatıcı" dese de, benim elimdeki rengi bir corrector olabilecek derecede örtücü bir yapıya sahip... Somon rengiyle de, bu rengin benim için aydınlatıcı bir özelliği hiç yok.



https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Radiant Touch Brush Concealer'ın bu özelliğinden açıkçası ben asla şikayetçi değilim. Eskisi gibi olmasa bile, göz altı morluklarından mustaribim ve ben göz altlarımı aydınlatmak yerine gizlemek eğilimindeyim. Dolayısıyla, kapatıcı seçimlerim her zaman somon ya da pembe alt tonlu renklerden yanadır. Light Ivory, göz altlarımı başarılı bir şekilde nötürlüyor. Dürüst olmam gerekirse; bu kapatıcı benim için bir YSL Touch Eclat olmasa da, çok sevdiğim Bobbi Brown correctorıma (yazısı burada) alternatif olabilir. 


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Radiant Touch Brush Concealer; orta kapatıcılıkta, ince yapılı bir ürün... Göz altlarımda katman katman durmuyor, kolay dağıtılıyor. Yapısı çok kuru değil ancak, ben mutlaka altına göz çevresi kremimi uyguluyorum. Fırçasıyla uygulayıp, parmaklarımla dağıttığımda en iyi sonucu elde ediyorum. İhtiyaç hissedersem makyaj süngerimden destek alabiliyorum. Sadece süngerle uygulamak da pürüzsüz bir sonuç veriyor. Somon tonuna rağmen, ten ürünümle de güzel bütünleşiyor ancak, bence istenirse üzerine aydınlatıcı bir ürün de uygulanabilir. 


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Kalıcılığı bir mesai gününü çıkaran Radiant Touch Brush Concealer, göz altı çizgilerime çok fazla dolmuyor. Bu kapatıcıyı pudrayla sabitlemeye ihtiyaç duymadığım için,  eğer gün içinde göz kapaklarımda çizgilenirse parmaklarımla tampon hareketler yaparak rütuşlayabiliyorum. Dağıtılması çok kolay olduğu için, istenirse tazelemek de oldukça kolay oluyor.


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Fırçasını, makyaj temizleme mendili ya da fırça temizleyici ile temizlemek mümkün... Ben, fırça dibini ıslatmamaya dikkat ederek; bir kaseye, bebek şampuanı eklediğim suyu doldurup fırçayı yıkadım ve bir sorun yaşamadım. 
1.8 ml'lik bu ürün açıldıktan sonra 18 ay kullanım ömrüne sahip... Düzenli kullanımda ne kadar sürede bittiğini henüz bilemiyorum ancak, bir indirim yakalayıp yedeklemeyi ve 02 ve 03 numarasına da bir bakmayı düşünüyorum. Parfüm, silikon ve paraben içeriyor, aynı zamanda fındık yağı gibi bitkisel yağlar da barındırıyor. 


https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Flormar Future Historical koleksiyonunu ve tüm Flormar ürünlerini markanın mağazalarından, kiosklardan ve online satış sitesinden bulabilirsiniz.

Sevgilerimle...

Neutrogena Vücut Yağı

Ocak 20, 2017 27 Comments A+ a-

Merhaba...

Bu yazımda Neutrogena vücut yağından bahsedeceğim. Bu vücut yağını senelerdir kullanıyorum ve her indirimde yedekliyorum. 
Neutrogena vücut yağı, susam tohumları içeriyor. Bu sayede vücudu nemlendirip, nemi ciltte hapsetmeyi vaadediyor. 

http://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Bu yağ, hem nemli cilde hem banyoda kullanılabiliyor. İsterseniz banyodan sonra nemli cildinize uygulayıp, bir havluyla kurulanabilirsiniz ya da isterseniz banyo suyunuza karıştırabilirsiniz.
Ben, Neutrogena vücut yağını duşta kullanmayı tercih ediyorum. Duştan çıkmadan hemen evvel, tüm vücuduma uygulayıp hafifçe durulanıyorum. Tek başına kullandığım gibi, cildimin kuruluğuna bağlı olarak duşta kullanılan vücut kremlerinin peşinden de uygulayabiliyorum. Duşta vücut kremlerinin ardından uyguladığımda çok nemli bir sonuç elde ediyorum ancak, bu yöntem kuru ciltli olmayanlara fazla gelebilir.

http://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Neutrogena vücut yağı, tek başına kullandığımda da, güzel nem veren, cildimi yumuşatan bir ürün... Bebe yağları gibi ağır ve yağlı bir his bırakmadan, konforlu bir sonuç sağlıyor. Yapış yapış bir his oluşturmuyor. Kokusunu da çok beğeniyorum. Kurulanıp giyindikten sonra kokusu kalıcı değil, kayboluyor. Bu, benim için tercih edilesi bir özellik...
Neutrogena vücut yağı; 200 ml plastik bir şişede satılıyor. Şişenin ağzı, ilk satın aldığımızda bir koruma bandıyla kapanmış, bu sayede ürünü ilk bizim açtığımızdan emin olabiliyoruz. Şişenin kapağı da oldukça sağlam, çevirmeli açılıp kapanıyor ancak, böyle ürünleri taşıyacaksam yine de su geçirmez bir poşete koyuyorum. 

http://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Bu ürünün içeriği tamamen temiz değil; parfüm ve bir çeşit paraben ve PEG içeriyor. 
Ben günlük hayatımda kullanmayı çok pratik buluyorum ve verdiği nemli ve yumuşak sonuçtan çok memnunum. Özellikle kış mevsiminde, günlük olarak benim için yeterli oluyor.
Ulaşılması kolay, birçok yerde bulabileceğiniz Neutrogena vücut yağını ben Migros indirimlerinde satın alıyorum. 

Sevgilerimle...

Nivea Yatıştırıcı Yüz Temizleme Köpüğü

Ocak 18, 2017 25 Comments A+ a-

Merhaba...

Bugün Nivea'nın kuru ciltler için olan yatıştırıcı yüz temizleme köpüğünden bahsedeceğim.

Köpük temizleyicilerle tanışmam birkaç ay öncesine uzanıyor. Bu konudaki deneyimlerim oldukça yeni... Şimdiye dek, Nivea'dan başka bir de Himalaya markasının köpük temizleyicisini kullanıp bitirdim ve köpük formdaki temizleyicileri genel olarak sevdim.

http://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Nivea yatıştırıcı yüz temizleme köpüğü, badem yağı ve hydra iq içeriyor. Cildi derinlemesine ve nazikçe temizleyip, günlük kirden kolayca arındıracağını; cildin nem dengesini koruyup nemlendireceğini, cildi yıpratmadan temizlik sağlayacağını vaadediyor.
Ben her gün makyajımı temizledikten sonra, iki pompa kadar alıp yüzümü temizleyip duruluyorum. Yumuşacık, nazik yapısıyla gerçekten konforlu bir his verdiği doğru... Bu temizleyicinin makyaj temizleme iddiası yok, vaadini gerçekleştiriyor ve günlük kirden cildimi rahatça arındırıyor. 


http://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/


Nivea yatıştırıcı yüz temizleme köpüğü, uygulamadan sonra cildimi kurutmuyor ancak, nemlendirme etkisini ben gözlemlemedim. Temizleme ürünlerinden nemlendirme özelliği beklemediğim için, cildimi kurutmaması benim için yeterli... Cildimde kızarıklık ve tahrişe neden olmayan bu köpüğü gerçekten sevdiğimi söylemeliyim.
Nivea yatıştırıcı yüz temizleme köpüğü, 150 ml pompalı, plastik bir şişede satılıyor. Kapağı gayet sağlam kapanabiliyor. Şişenin şeffaf olması, içinde kalan ürünü takip edebilmem açısından da bana kolaylık sağlıyor.

http://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/


Çok hafif ve güzel bir kokusu var, ürün parfüm içeriyor ancak bu içerik listenin en sonunda. Bu temizleyici paraben, SLS içermiyor. Nivea köpük temizleyicilerin farklı cilt tipleri için alternatifleri de var. Köpük temizleyicileri seviyorsanız ve ya denemek istiyorsanız Nivea köpük temizleyicilere bakabilirsiniz. Ben indirimli olarak satın almıştım ancak, indirimsiz olarak da 10-12 TL'ye, yine uygun bir fiyata satılıyor.

Sevgilerimle...

Bobbi Brown BB Krem

Ocak 16, 2017 30 Comments A+ a-

Merhaba...

Bu yazımda Bobbi Brown'ın BB kreminden bahsedeceğim. 
Fondöten kullanmaya 30 yaşımdan sonra başlamış biri olarak, kendimi o kusursuz ve ideal görüntüye hem çok fazla alıştırmamak hem de cildimi çok yormamak adına günlük hayatımda genellikle bb kremleri ve renkli nemlendiricileri tercih ediyorum. BB kremler yani beauty balmlar, ciltteki renk eşitsizliklerini nötürleyen, bunun yanında güneş koruması ve ürüne göre değişen ek özellikleriyle hem cildin nefes almasını sağlayan hem de az da olsa bakım yapan ürünler...

http://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

 Bobbi Brown'un bb kremi, SPF 35 (UVB koruması) içeriyor ancak UVA filtresine sahip değil... Oldukça ıslak bitişli bir bb krem... Glowy dediğimiz ıslak görüntüyü, üzerine matlaştırıcı bir pudra uygulamazsanız gayet güzel veriyor. Bu açıdan kuru ve normal ciltlere uygun olmakla beraber, yağlı ve karma ciltlerin tek başına hoşuna gideceğini sanmıyorum, mutlaka matlaştırmak isteyeceklerdir.

Ürünün bendeki rengi fair... Aşağıdaki fotoğrafta da görebileceğiniz gibi, bana çok koyu... Öyle bir-iki ton değil, boynum bileğimden çok daha açık renkli ve bu ürün ten rengimi tamamen değiştiriyor. Tüm boynuma yaysam bile, omuzlarımla, ellerimle bile çok kontrast bir görüntü oluşturuyor. İşin kötüsü, ben yanlış renk seçmiş değilim, Bobbi'nin bb kremlerinin en açık tonu bu! Açık tenli insan kavramları nasıl, hiç bilemiyorum. 

http://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/
Gün ışığında

Bobbi Brown'un bb kremi, renk sıkıntısını bir kenara bırakırsam, yapı olarak gerçekten çok güzel... Kapatıcılığı az, cilt rengini güzel eşitliyor, dağıtılması ve cildime oturması bir harika... Kremsi yapısı, uygulama sırasında gerçekten iyi bir ürün kullandığınızı hissettiriyor. Gün içinde oksitlenme, silinme gibi sorunlar hiç yaşamıyorum, yüzümden kaybolup gitmiyor. En güzel yanı, kıyafetlerime, telefona bulaşmıyor. Makyajımı çıkartırken, pamuğa gelen yoğun ürün miktarından bunu anlayabiliyorum. Üzerine uyguladığım tüm ürünler için de iyi bir baz oluşturuyor.

http://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Yapısını çok sevdiğim ama rengini tolere edemediğim bu bb kremi bitince yenilemeyeceğim. Bendeki 15 ml seyahat boyu olsa da, az miktarı yettiği için uzun süredir kullanıyorum. Ben bu bb kreme, bir Bobbi Brown online alışverişimde kampanyadan yararlanarak ücretsiz sahip olmuştum. Belli miktar alışveriş yapılınca, istediğimiz renk seyahat boy bb kremi ücretsiz hediye ediyorlardı, Bobbi'nin bu şekildeki kampanyalarını gerçekten seviyorum. 

Normal ya da kuru ciltliyseniz, kendinize uygun bir rengini de bulabilirseniz, Bobbi Brown'ın bb kremlerine bakabilirsiniz. Bendeki seyahat boylarının fiyatı 50 TL, ürünü buradan inceleyebilirsiniz.

Sevgilerimle...

Maybelline the Rocket Volume Express Maskara

Ocak 15, 2017 31 Comments A+ a-

Merhaba...

Bu yazımda Maybelline the Rocket Volume Express maskaradan bahsedeceğim.
Rocket Volume maskara, benim plastik fırçalı olarak denediğim ilk maskara... Ben genel olarak kıl fırçaları seviyorum, bu alışkanlıklarımla ilgili bir durum da olabilir.

http://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Rocket Volume maskaranın tombul, plastik bir fırçası var. İlk kullanmaya başladığımda bu fırçanın beni çok zorladığını itiraf etmeliyim. Maskarayı her yere bulaştırmıştım ve kontrol etmekte çok zorlanmıştım. Çünkü, Rocket Volume maskaradan önce hep ince ve uzun fırçalara alışkındım ve tombul ve küt bir fırçada zorlandım. Fakat, fırçaya zamanla alışınca da Rocket maskarayı sevdim.

Fırçanın plastik kılları genel olarak kısa, uçlara doğru daha da küçülüp, fırçanın en ucunda neredeyse kayboluyorlar. Bu fırça yapısı kirpikleri kavramada rahatlık sağlıyor ancak fırçanın ucunda çok fazla ürün birikiyor. Zaten fırça o kadar küt ki, gözün iç kısmındaki kirpiklere bulaştırmadan ulaşmak çok zor ve ben sabah yarı uykulu halimle o maceraya hiç atılmıyorum.
Rocket Volum maskara, kirpiklerimi tek tek ayırıp kaldırıyor. Benim kirpiklerim zaten uzun ve kıvrık... Maskaralardan istediğim hacim vermeleri... Rocket Volume tek başına bana istediğim hacmi vermiyor ancak, ben sürekli maskara bazı kullandığım için bunu sorun etmiyorum. Hafif makyajlı ya da makyajsız günlerimde, tek başına ve tek katta doğal ve belirgin kirpiklere kavuşuyorum. İki kat uygulandığında daha hacimli bir görüntü elde edebiliyorum. 

http://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Maybelline the Rocket Volume Express maskara bence günlük kullanıma çok uygun... Abartısız ama güzel bir sonuç elde edebiliyorum. Bu maskara bende gün içinde akma, bulaşma yapmıyor. Yine de şunu belirtmeliyim ki, bende akma yapan maskara çok azdır, genellikle bu konuda maskaralarla iyi anlaşırım.
Benim maskaramın fırçasında, bir kaç tane yarık var. O yarıkların ne işe yaradığını açıkçası çözemedim. Maskaranın fırçası mı o şekilde, benimkinde bir imalat hatası mı var, bilemiyorum. Maskara 9,6 ml, mavi renkli şirin bir ambalajı var. Kıvamı sıvı değil ama kuru bir maskara da değil, açıkçası beni rahatsız etmedi.

Maybelline the Rocket Volume maskarayı Gratis ve Rossmannlarda bulabilirsiniz. İndirimsiz olarak 15-20 TL civarında bir fiyata satılıyor.

Sevgilerimle...

Flormar Comfort Zone Koleksiyonu Far Fırçası-Sigma E40 Tapered Blending Fırça

Ocak 13, 2017 52 Comments A+ a-

Merhaba...

Bugün bloğumda, makyaj fırçaları ile ilgili ilk yazıyı yazıyorum. Açıkçası, fırçalara karşı merakım oldukça fazla, çeşit çeşit makyaj fırçası satın alıp denemeyi seviyorum. Başak, Flormar'ın Comfort Zone koleksiyonundan çıkardığı makyaj fırçasının çok başarılı olduğunu söyleyince ve üzerine ben, bu fırçanın Sigma E40'a muadil gösterildiğini de öğrenince, Black Friday indiriminde yaptığım Flormar alışverişime bu fırçayı eklememem mümkün olmadı. 
Uzun süredir elimde olan Sigma E40 ve Flormar fırçanın hem karşılaştırmasını yapıp hem de kendi düşüncelerime göre fırçaların kullanım şekillerinden bahsedeceğim bu yazı, umarım faydalı olur.


Comfort Zone koleksiyonundan seçtiğim ikinci parça olan far karıştırma fırçası, uzun ve yumuşak kıllara sahip... Sentetik kıllı, far uygulamak ve karıştırmak için üretilmiş bir fırça... 
Özellikle göz kapağının katlanma bölgesinde oldukça iyi iş çıkardığını ve farları dağıtmada da başarılı olduğunu söylemeliyim. Kılları orta sıklıkta ve çok geniş bir alanda çalışmayacaksanız ideal yapıda... Fırça sapı sağlam ancak, üzerindeki "Flormar" yazısının bir süre sonra silineceğini düşünüyorum. Fırça sapının boyu da, bence çok ideal; yaklaşık bir kurşun kalem boyunda ve çoğu makyaj çantasına rahatlıkla sığabilir. Şu ana kadar iki kez yıkadım ve kıl dökme sorunu ya da formunda bir değişiklik olmadı. Fırçada koku sorunu da hiç yok. Açıkçası, Flormar'ın bu fırçasını çok başarılı buldum. 


Sigma E40 ise, 3 senedir kullandığım ve hala sapasağlam duran fırçam... Siyah, uzun bir sapı, sentetik kılları var. Fırçanın kılları uzun ve üst kısmında oval şekilde bitiyorlar. Yumuşacık, görevi olan karıştırma işlevini harika yapan bir fırça... E40 tamamen bir "tapered blending" fırçası... Bu fırçayla göz kapağınıza yoğun far uygulaması yapamazsınız. Fakat, asıl işi olan farı dağıtmak konusunda kesinlikle harikadır ve farları birbirine sizin istediğiniz oranda karıştırır. Bu fırçayla, buğulu göz makyajları kolaylıkla elde edilebilir ya da kazayla fazla far uyguladığınız bölgeler doğallaştırılabilir. Bununla birlikte; bence, göz altındaki kapatıcıyı dağıtmak, elmacık kemiklerine hafifçe aydınlatıcı uygulamak konusunda da oldukça iyi iş çıkarıyor. 
Üç senedir kaç kez yıkadığımı, inanın hatırlamıyorum. Ne tek bir kıl dökülmesi ne formunda en ufak bir bozulma yaşamadım. Çok hızlı kuruyor ve kolay temizleniyor.


Bana, Flormar Comfort Zone far fırçası, Sigma E40'a muadil mi, diye sorarsanız; cevabım hayır olacaktır. Bence bu iki fırça da, kendi kalitelerinde çok başarılılar ancak, muadil değiller. 


Flormar Comfort Zone Far Fırçası

İki fırçayı karşılaştırırsam;

- Flormar'ın fırça kılları Sigma'dan daha sık... Dolayısıyla, Flormar'la istenirse tüm göz makyajı çıkarılabilir; yani biraz emekle hem göz kapağına far uygulayıp hem karıştırma işini yapabilirsiniz. Sigma E40 ile, temel far uygulamasını istediğiniz yoğunlukta yapmak çok zamanınızı alır.
-Flormar'ın daha sık olan fırça yapısından dolayı, far karıştırırken daha belirgin bir sonuç elde edersiniz. Sigma E40 ile istenilen hafiflikte ve yoğunlukta geçişler elde etmek daha kolay olur.
-Sigma E40'ın karıştırma alanı, Flormar'dan çok daha geniş... Dolayısıyla, tüm göz makyajının üzerinden tek seferde geçerek, makyaja doğal renk geçişleri ve homojenlik sağlamak için ideal... Flormar fırça ile göz kapaklarınız çok küçük değilse, bunu yapamazsınız.

Sigma E40 Tapered Blending Brush

- Sigma E40 hafif geçişlerde iyiyken, Flormar keskin geçişlerde iyi...
-Aydınlatıcı gibi kontrollü olmanız gereken ürünlerde Sigma E40 daha başarılı... Far yoğunluğu arttırmak için Flormar daha başarılı...
-Göz makyajında Flormar daha geniş kullanım alanına sahipken, E40 sadece karıştırma işinde iyi... Ancak, Sigma E40 yüzde de (kapatıcı dağıtmak, aydınlatıcı uygulamak gibi) kullanılabilir.
-İkisi de sentetik kıllara sahip...
-Sigma E40'ın kılları bariz şekilde daha uzun ve daha pofidik (nasıl bir tanımlamaysa...)
-Aralarında uçurum denilecek bir fiyat farkı var. Sigma E40 şuan 80 TL civarında satılıyor, Flormar fırçayı ben indirimli olarak 7 TL'ye satın aldım.
-Her ikisine de sahip olduğunuz için pişman olmazsınız.
-Sigma'nın çok uzun ömürlü olduğunu kesinlikle söyleyebilirim ancak, Flormar fırça daha yeni piyasaya çıktığı için kullanım ömrü konusunda yorum yapamıyorum. 


Sigma fırçaları Kozmela'dan; Flormar Comfort Zone far fırçasını ise, Flormar mağazalarından ve ya markanın online satış sitesinden bulabilirsiniz. Ben, her iki fırçadan da oldukça memnunum.

Sevgilerimle...

Project Pan 65 Ürün - Son Güncelleme

Ocak 11, 2017 44 Comments A+ a-

Merhaba...

Üç ay önce, Sihirli Mavi İlknur'un başlattığı ve buradaki yazımla katıldığım project pan çalışmamın sonuna gelmiş bulunuyorum. İlk güncelleme yazımı buradan, ikinci güncelleme yazımı da buradan okuyabilirsiniz.

Üç aylık bir sürede bitirmeyi hedeflediğim ürünlerden, çoğunu bitirdim ve renkli kozmetikleri de oldukça azalttım. Bu sene de, project pan çalışmaları yapmaya devam etmeyi düşünüyorum. Hala alışveriş yapmak konusunda kendimi çok frenleyemesem de, bu projelerin bana bir bilinç kazandırdığı muhakkak...

https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

İlk fotoğraftaki ürünlerin hepsini bitirdim. İçlerinde beni en çok zorlayan, Yves Rocher vücut losyonu oldu. Her birinin detaylı yazıları da, zaman içerisinde blogda olacak.

https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

İkinci fotoğraf da, benim gurur tablolarımdan... Fotoğraftaki tüm ürünleri bitirdim. Bu fotoğrafta beni en çok zorlayan ürünse, Himalaya Herbals yüz temizleme köpüğü oldu. Aslında gerçekten güzel bir ürün ancak, benim cilt tipime uymadı. Diadermine yüz yıkama jeli ile ilgili yazımı buradan, Yves Rocher peeling yazımı ise, buradan okuyabilirsiniz. Diğer ürünlerin yazılarını da, zaman içerisinde yayınlayacağım.

https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Üçüncü fotoğrafta, sadece Barcelino saç bakım yağını bitiremedim. Aslında düzenli kullanıyorum ancak, her kullanımımda çok az miktarı yeterli olduğu için sadece azaltabildim. The Foot Factory ayak losyonunu da, bu proje sayesinde bitirebildim yoksa, biteceği yoktu. Fuss Wohl ayak peelingi yazımı buradan okuyabilirsiniz. Diğer ürünlerin yazılarını yazmayacağım, bitenler yazılarımda kısaca değineceğim. Garnier, cilt tipime uygun değildi. Dermokil'i de ben hiç beğenmedim, bu kil maskesinin seveni çok ancak, benim cildimi tahriş etti.

https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Fotoğraftaki, yazısını burada yazdığım The Body Shop elmalı minik vücut losyonunu ne yazık ki attım. Etrafa o kadar sim bulaştırıyordu ki, kullanıp bitiremedim. Loreal yağı bitirme hedefim zaten yoktu ancak, Glam Glow maskeyi hala bitiremedim.
Otacı Argan el kremi ile ilgili yazıma buradan; Sebamed göz kremi yazıma buradan; Nivea Q10 nemlendirici ile ilgili yazıma buradan; Sally Hansen tırnak eti kremi yazıma buradan; Glam Glow Thursty Mud yazıma buradan ve Bioderma Hydrabio serum ile ilgili yazıma buradan ulaşabilirsiniz.

https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/
Project pan 2. güncellemedeki durum
https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/
Project pan 3. güncellemedeki durum

Makyaj malzemeleri konusunda, son bir aydır hiç yol kat edemedim. Hem bu ara, eskisi gibi makyaj yapmıyorum hem de blog yazılarım için yeni ürünler denemeye çalışıyorum. Üstteki fotoğrafta sadece, Nivea lipbalmı bitirebildim. 

https://kirmizirujlublog.blogspot.com.tr/

Üstteki fotoğrafta tikli gördüğünüz ürünleri bitirdim. Minik Golden Rose rujlardan da, 01 ve 12 numara bitti. Flormar nude göz kalemi dibine kadar küçüldü ancak, hala kullanıyorum. 

Üç aylık project pan çalışmamın sonucu böyleydi. Kendi adıma vardığım noktadan memnunum... Hedeflediğim 27 bakım ürününden 24'ünü bitirdim. 38 renkli kozmetikten de 16 tanesini tamamen bitirdim, kalan 22 ürün de epeyce azaldı. Özellikle farlarda oldukça yol kat ettim. Bu sene yapacağım project panlar için önce kendime, sonra da benimle birlikte devam edecek olan tüm arkadaşlarıma başarılar diliyorum. (İlknur, Başak, Zeynep, Ece, İrem, Ause, Nisa duyun sesimi!..)

Sevgilerimle...