Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule Cream

Merhaba,

Öncelikle belirtmek istiyorum ki, bu bir dönüş yazısı değil. Buraya düzenli yazmaya geri döneceğimi hiç zannetmiyorum. Aylardır blog panelimi bile kontrol etmiyorum ve etmemeye de devam edeceğim. O yüzden lütfen sorularınız olursa, bana instagram üzerinden ulaşın. @blanasdiary kullanıcı adıyla beni bulabilirsiniz. Oradan mutlaka (anlık olamasa da) dönüş yaparım. 
Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule Cream, ben satın alırken google aramalarımda hakkında düzgün kullanıcı yorumu bulamadığım bir nemlendiriciydi. Kremi kullanmaya geçen sene eylül ayında başladım, ilk büyük kavonozu bir ay önce bitti. Şu ara da, elimdeki seyahat boyunu kullanmaya devam ediyorum. Neredeyse bir sene olmuş yani, dolayısıyla hem ileride kendim için hem de merak edip satın almak isteyenler için, bu nemlendirici ile ilgili bir iki kelam etmeye geldim. Bu üründen, burada bahsetmeye karar vermemin iki sebebi var; ilki çok pahalı olması ve almak için bütçe ayırmamızın gerekmesi, ikincisi ise, instagram postlarının geçici olduğunu düşünmem. Belki, bu yazı da bir aramanızda karşınıza çıkar ve işinize yarar diye yazıyorum. Yine çok uzattım, haydi sadede gelelim. 


Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule Cream, serinin bir önceki yazımda bahsettiğim serumuyla aşağı yukarı aynı vaadlere sahip... Yaşlanma etkilerini geciktirmeyi, cildi nemlendirmeyi, aydınlık görünüm sağlamayı, esnek ve pürüzsüz bir cilt görünümüne yardımcı olmayı hedefliyor. 


Kremin yapısı oldukça yoğun, neredeyse katı bir yağ gibi ancak cilde uygulanması ve emilimi yapısına göre çok kolay... Tıpkı serumu gibi, neredeyse kokusuz... Yoğun yapısına rağmen cilde incecik sürülebiliyor, ağırlık ya da bir katman oluşturmuyor. Yağlı bir his bırakmıyor. Sürdükten sonra, pürüzsüz ve kadifemsi bir doku hissediyorsunuz. 


Ben, Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule Cream'i eylül ayından bu yana gece cilt bakım rutinimde son adım olarak kullanıyorum. Yüzümü temizleyip tonikledikten ve serumlarımı sürdükten sonra, nemlendiriciyi uyguluyorum. Çok az kullanmak tüm yüzüme yeterli geliyor, yarım nohut büyüklüğünde bir miktar alıyorum, diyebilirim. Cildimin çok kuru olduğu ya da yağa ihtiyacı olduğunu hissettiğim zamanlarda içerisine bir yüz yağı da karıştırıyorum. 


Bu nemlendirici, benim çok kuru ve nemsiz cildime özellikle kışın pek yeterli gelmedi. Neredeyse tüm kış, yağ ile karıştırarak kullandım. Yine de, cildimde bıraktığı dokuyu sevdiğimi söylemeliyim. Ancak, verdiği yumuşak ve pürüzsüz hissin içeriğindeki bir çeşit silikon olduğunu da unutmamak lazım. Sahte bir mutluluk hissi o, açıkçası. Yine de, nemlendiricinin formülü ve yapısı gerçekten güzel. İçeriğindeki silikon çeşidi de dimethicone değil, daha nazik bir silikon diyebileceğim clclohexasiloxane. Kuru-karma, normal ciltlerin bu nemlendiriciyi benden daha çok seveceklerini düşünüyorum


Ben, nemlendiricilerle ilgili, kendi cilt bakım rutinim için, altına sürdüğüm serumların üzerine bariyer olsun ve cildimi iyi nemlendirsin yeterli, minvalinde düşündüğüm için de, bir nemlendiriciye çok yüksek fiyatlar ödemek istemiyorum. Dolayısıyla, bu seriden tercih edeceğim ürün kremi olmaz. Bütçesel yatırımımı serumundan yana kullanmayı kendi adıma her zaman tercih ederim. Fakat, seri olarak (ampul ve nemlendirici) iyi bir ikili olduklarını da düşünüyorum. Cilt bakımında bir serinin tüm ürünlerini kullanmayı sevenler, tercihlerini rahatlıkla bu ikiliden yana kullanabilir. 


Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule'den bahsettiğimde de söylediğim gibi, probiyotik içerikler benim cildimde gözle görülür şekilde olumlu etki yapıyor. Bu kremi kullandığım süre içinde de, kızarıklıklarım yatıştı, cildim daha sağlıklı ve ışıl ışıl görünmeye devam etti. Ancak, aynı etkiyi krem bitip ampülle devam ettiğimde de aldım. Yani, benim cildimde asıl toparlayıcı olanın serinin serumu (ampülü) olduğunu düşünüyorum. 


İçeriğinin ilk sırasında bifida ferment lysate bulunan Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule Cream, devamında yumuşatıcı sürfaktanlar, bir çeşit silikon ve shea yağı içeriyor. Bunları çeşitli bitkisel içerikler, hyaluronik asit ve fermente içerikler takip ediyor. Aşağıya içerik listesini bırakıyorum, skincharisma listesi ne de buradan ulaşabilir, içeriğini ayrıntılı şekilde inceleyebilirsiniz. Yine, hassasiyeti olanlar için lavanta yağı içerdiğini belirtmek isterim. Az da olsa seramid de içeriyor. Etil alkol, paraben, bht, mineral yağ içermiyor


Bu yazıyı 02.08.2020 tarihinde yazıyorum. Firmalar ürün formüllerini zaman zaman güncelleyebiliyor. Bizim iki sene önce kullandığımız ürün, bugün aynı isim altında bambaşka bir şey haline gelebiliyor. O yüzden, kişisel deneyim notlarını okurken tarihlere dikkat etmek gerektiğini düşünüyorum. 


Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule Cream'in cildimde hiç bir olumsuz etkisi olmadığını, sivilce, komedon yapmadığını da söylemem gerekir. Benim tekrar satın olmayacak olmamın tek sebebi, bütçemi serumlara ayırmayı daha mantıklı bulmam sadece

Sevgilerimle...

Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule

Merhaba,

Öncelikle belirtmek istiyorum ki, bu bir dönüş yazısı değil. Buraya düzenli yazmaya geri döneceğimi hiç zannetmiyorum. Aylardır blog panelimi bile kontrol etmiyorum ve etmemeye de devam edeceğim. O yüzden lütfen sorularınız olursa, bana instagram üzerinden ulaşın. @blanasdiary kullanıcı adıyla beni bulabilirsiniz. Oradan mutlaka (anlık olamasa da) dönüş yaparım. 
Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule, ben satın alırken Google aramalarımda hakkında düzgün kullanıcı yorumu bulamadığım bir serumdu. Serumu kullanmaya geçen sene eylül ayında başladım, ilk büyük şişesi dün bitti. Şu ara da, elimdeki seyahat boyunu kullanmaya devam ediyorum. Neredeyse bir sene olmuş yani, dolayısıyla hem ileride kendim için hem de merak edip satın almak isteyenler için, serumla ilgili bir iki kelam etmeye hakkım var, değil mi? Bu serumdan, burada bahsetmeye karar vermemin iki sebebi var; ilki çok pahalı olması ve almak için bütçe ayırmamızın gerekmesi, ikincisi ise, instagram postlarının geçici olduğunu düşünmem. Hiç birimizin bir ürün yorumu ararken, bir sürü hesabın zibilyon sayıda paylaşımını tek tek arayacak vakti ve sabrı yoktur bence. En azından benim yok, ben  hala merak ettiğim ürünleri google üzerinden arıyorum. Belki, bu yazı da bir aramanızda karşınıza çıkar ve işinize yarar diye yazıyorum. Yine çok uzattım, haydi sadede gelelim. 


Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule, 10 çeşit probiyotik ile zenginleştirilmiş ve %50 kadar bifida ferment lysate içeren yoğun bir gece serumu olarak tanımlanıyor. Cildi aydınlatmayı, yaşlanma etkileriyle savaşmayı, nemli, esnek ve pürüzsüz bir cilt görünümü sağlamayı hedefliyor. 


Probiyotikler çoğumuzun bağırsak dostu olarak bildiği, metabolizmamıza dost bakteriler... İnsan vücudu kendi kendine kusursuz işleyebilen bir mekanizmaya sahip değil. Mutualist ilişkilere ihtiyacı var. Örneğin, kendi kendimize K vitamini sentezleyemiyoruz. Bağırsaklarımızda beslenme ve barınma ortamı verdiğimiz bakteriler, bizim için K vitamini sentezliyorlar. Midemizden, ağız içimize kadar vücudumuzda dost mikroorganizmalar yaşıyor ve onlar bizim sağlığımıza olumlu katkı sağlarken biz de onlara yiyecek ve güvenli ortam sağlıyoruz. Cilt bakım ürünlerindeki probiyotik bakterilerin de, aslında yaptığı bundan farklı değil. Cilt yüzeyimizde de iyi ve kötü organizmalar var, probiyotik bakteriler cildi bizim için kötü olan organizmalardan koruyorlar, cilt ph ını dengeliyorlar ve cilt bariyerini güçlendiriyorlar. Cildi serbest radikallerden koruyorlar. Dolayısıyla, cildimiz basit deyişle daha güçlü ve sağlıklı hale geliyor. Dolayısıyla özellikle cilt bariyerinden kaynaklı kızarıklık sorunlarına oldukça iyi geliyorlar. Örneğin, benim artık kırmızı yanaklarım ve kızarık bir burnum yok, zaman zaman olsa da cildim kendini eskiye göre çok hızlı toparlıyor. Cildin daha esnek ve nemli kalmasına da yardım ettikleri için, yaşlanma etkilerinden de korudukları söyleniyor. Probiyotik içeriklerin fungal akne sorunu yaşayanlar için doğru olmadığına ilişkin yaygın bir kanı var ancak, her probiyotik bakteri fungal akne tetiklemiyor. Ben bu soruna sahip değilim, eğer sizin böyle bir derdiniz varsa, biraz araştırma yapmanız gerekecektir. 


Ben, Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule'ü gece cilt bakım rutinimde, her seferinde yaklaşık yarım damlalık ürün alarak kullandım. Temizleyip toniklediğim cildime, ellerimle nazikçe sürdüm. Kullandığım diğer nem serumlarıyla katmanlayarak kullandım ama belli bir sıralama gözetmedim. Üstüne de nemlendiricimi sürerek rutinimi tamamladım. Gündüz de, yine probiyotik içeren ürünler kullandığımı söylemeliyim. 


Serum, cilt tarafından çok kolay emiliyor, neredeyse kokusuz. Çok açık sarı bir rengi var ve akışkan değil ancak ince bir yapısı var. Yapışkan değil, cilt üzerinde bir katman oluşturmuyor. Çok konforlu bir uygulama sağlıyor. Benim gibi çok adımlı cilt bakımı uyguluyorsanız, çok rahat edersiniz. 


Ben, yukarıda da belirttiğim gibi, serumu düzenli olarak neredeyse bir senedir kullanıyorum. Benim cildim probiyotikleri çok seviyor ve gözle görülür şekilde cilt kalitem artıyor. Bu ampülde de böyle oldu. Normalde tüp patlamış gibi kıpkırmızı olan yüzümde kızarıklıklarım tamamen yatıştı, artık sadece yüzüme dokunduğumda kızarıyorum, o da hemen geçiyor. Cildimdeki matlık yerini sağlıklı bir ışıltıya bıraktı. Çok sağlıklı ve iyi görünüyorum. Dolayısıyla probiyotik içerikli ürünler kullandığımda fondöten ve kapatıcı kullanmama da gerek kalmıyor. Ben sivilcelenmeye yatkın biri değilim ama bu serumla tek tük çıkmaya meyleden sivilcelerim de çıkamadan iyileşiyor. Yani, cilt bariyerini güçlendirdiği kısmına kendi adıma tamamen katılıyorum


Çok kuru ciltli biri olarak, nemlendirme açısından bana tek başına yeterli değil. Ancak, bana nemlendirme açısından hiç bir şey tek başına yeterli değil. Ben yanına her zaman bir nem serumu ve nem tutucu ekliyorum. Ancak, cildin nem tutma kapasitesine bence olumlu katkı yapıyor. 


Bu anlattığım etkilerin, tek başına bu seruma bağlı olmadığının, cilt bakımının bir bütün olduğunun ve benim sabah-akşam probiyotik içeren ürün kullandığımın altını çizmek isterim. Bir serumdan tam anlamıyla etki görmek için de, çok uzun süre düzenli olarak kullanmak gerekli... Yani, bir ay kullanıp neden hala yanaklarım kızarık demek, bence gerçekçi bir beklenti olmayacaktır. 


Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule 50ml damlalıklı, cam bir şişede satılıyor. Fiyatı yüksek ama Missha sıklıkla indirim yapıyor. İndirimli fiyatı bile bir bütçe ayırmayı gerektiriyor ama en az 10-12 ay kullanacağım bir serum için bana göre gözden çıkarılabilir bir fiyatı var. Tabi ki, siz Kore'den alabiliyorsanız ülkemize kıyasla çok çok daha uygun fiyatlı olacaktır. Fakat, ülkemizde bu kadar iyi içerikli probiyotik serum bulmak çok zor, çok az alternatif var. Açıkçası, Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule benim tekrar tekrar alacağım ve çok memnun olduğum bir serum oldu. Verdiğim paranın şahsen karşılığını aldığımı düşünüyorum. 


Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule serumun ilk içeriği bifida ferment lysate, bu cilt yüzeyinde mikroflora yayılımı için uygun bir ortam yaratarak cildin iyileşme sürecini hızlandıran ve güçlü antiageing etkileri de olan bir bakteri. Bunu gliserin, nem tutucular, niacinamide, deniz kadayıfı ekstresi, squaline ve panthenol takip ediyor. Paraben, bht, parfüm, silikon, etil alkol, mineral yağ içermiyor. Uzak duranlar için lavanta yağı içeriyor, belirtmek isterim. İçerik listesinin ayrıntılı açıklamalarına  skincharisma listesi ne tıklayarak ulaşabilirsiniz. Burada ayrıntılı yazmayacağım, böyle siteler sağ olsun artık karmaşık listeleri ve kimyasal kelimeleri anlamaya çalışmamıza zaten gerek kalmadı. Açıp ne neymiş öğreniyoruz. Amerika'yı baştan keşfetmiş gibi davranmanın alemi yok. Herkes bu siteler sayesinde dermotolog oldu zaten. Yalnız, bu sitelerdeki içerik sıralamaları her zaman doğru değil, ona kanmamak lazım. Ben ürün kutusundaki içerik listesini zaten buraya koyuyorum, buradaki sıralamayı dikkate alın lütfen


Sanırım,  Missha Time Revolution Night Repair Probio Ampoule hakkında edecek başka kelamım kalmadı. Şahsi fikrimce, içeriğinde anlaşamayacağınız bir madde olmadığı sürece her cilt tipine uygun olacaktır. Bende herhangi bir olumsuz etkisi hiç olmadı, sanırım belirtmeme gerek yok. 


Umarım işinize yarayan bir yazı olmuştur. Bu yazıyı 02.08.2020 tarihinde yazıyorum. Ürünlerin formülleri zamanla firmalar tarafından değiştiriliyor. Bizim iki-üç sene önce kullandığımız ürün, aynı isim altında başka bir şey haline gelebiliyor. Blog yazılarımız kalıcı arşiv oluşturduğu için, tarihi de belirtmeyi artık kendime görev biliyorum. 

Sevgilerimle... 

Bitirdiklerim: 2020-2

Merhaba,

İlk kısmını dün, burada yazdığım bitenler yazımın devamıyla buradayım. 

bitirdim

Lafı hiç uzatmadan hemen bitirdiğim ürünleri anlatmaya devam ediyorum. 

bitirdim

Balea El Kremi: Bana Asya'cığımın hediyesiydi. Çok güzel kokan, ince yapılı bir kremdi. Hem ellerime hem vücuduma kullandım. 

Clabtree&Evelyn El Kremi: Zeynuşumun hediyesi bu kremi 2 sene kullandım, hayatımda kullandığım en bereketli el kremiydi sanırım. Ellerimi de çok güzel nemlendirdiği için, bitmek bilmemesinden hiç şikayetçi olmadım. 

Cashmere El Kremi: Bu çantamda taşıdığım kremdi, sanırım bir Nascita alışverişimde siparişime eklemiştim. Çok güzel kokan, etkisi de güzel bir kremdi. 

Yves Rocher Lavantalı Ayak Kremi: Günlük olarak kullanılabilecek en iyi ayak kremlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Çok yoğun bir nemlendirmesi yok ama günlük kullanımda ayakları yumuşak ve nemli tutuyor. Mis gibi lavanta kokuyor. Artık ayak kremi kullanmadığım için tekrar satın almam ama naneli ayak kremleri kullanmak istemiyorsanız bu güzel bir alternatif. 

bitirdim

Aok Nemlendirici: Bu kardeşimin favori nemlendiricisi, çok uygun fiyatlı ve içeriği temiz ve başarılı!.. Özellikle kuru ciltlerin çok seveceği bir nemlendirici... Malesef ülkemizde satılmıyor. 

The Ordinary Buffet Serum: Oldukça beğendiğim ve ilk fırsatta yeniden alacağım bir serum. İnstagramda ayrıntılı bir postunu yayınlamıştım. Olgun ciltlerin seveceği, genç ciltlerin ise hiç bir etki göremeyeceği bir ürün olduğunu da belirtmeden geçmek istemiyorum. 

Isana Hyaluron Triple Serum: Parfümlü olması dışında, piyasada bulunabilecek uygun fiyatlı en iyi nem serumlarından biri olduğunu düşünüyorum. İçeriği oldukça güzel ve etkisi de başarılı... Cilt bakımında bir ara katman olarak kullanmak için gayet güzeldi. Ambalajı değişmiş ama içeriği aynı, hala Rossmannlarda bulabilirsiniz. 

bitirdim

Isana Hydro Booster Alın Maskeleri, favorilerimden; bende kutu kutu yedekli olan az şeyden biri... Yokluğunu hissettiğim, nemsizlik kaynaklı alın çizgilerimin görünümünü hafifleten çok güzel maskeler... Cettua göz altı pedlerinden bir önceki yazımda da bahsetmiştim, fena değil ama özellikle aramaya bence değmez. Bee Beauty kırışıklık karşı nem maskesi çok güzeldi, denk gelirsem yine alacağım. Jumiso maske de, güzeldi ama tekrar alacağım kadar etkilemedi. Sephora ayak maskesi benim çok kuru ayaklarım için tek başına yetersiz ama sürekli alıp, içine ek olarak kendi kremlerimden de doldurarak kullanıyorum. 

bitirdim

Le Petit Marseillais Akdeniz Balı Sıvı Sabundan artık bahsetmesem iyi olacak. Mumuso'dan aldığım kulak çubukları çok kalitesiz çıktı; çubukları aşırı elastik, kullanırken dikkatli olmak gerekiyor. Çok uygun fiyatlı diye kanmayın yani, malzemeden çalmışlar. Makyaj düzeltmek vs için gayet iyiler tabi. Splat White Plus diş macununu seviyoruz, yeniden aldım. Johnsons bebek şampuanıyla da fırçalarımı yıkadım. 

bitirdim

Le Petit Marseillais Mandalina ve Misket Limonu Duş Jeli: Limonlu ve narenciyeli kokuları aslında duşta çok seviyorum ama bunun kokusu çok yapaydı. Bir süre sonra beni rahatsız ediyordu. Köpürmesi ve temizlemesi güzeldi ama bu çeşidini bir daha satın almam. 

Cerave Hydrating Cleanser: Çok çok severek kullandım. Kullandığım en iyi köpürmeyen, krem temizleyicilerden biri ve kuru/hassas ciltlere çok öneririm. Dev boyuyla da aylarca kullanılıyor. Tabi ki, makyaj temizlemiyor ama makyaj artıklarını iyi temizliyor. Hem sabah hem akşam kullanılabilecek, nazik ve başarılı bir temizleme kremiydi. 

Nivea T Bölgesi Temizleme Bantları: Eşim kullanıyor, bence çok kötü olanları hariç, bu bantların hepsi aynı. Nivea da, iyi olanlardan biri; indirimde hangisi denk gelirse onu alıyorum. 

bitirdim

Benton Fermentation Essence: Galactomyces fermente filtresi içeren, çok başarılı, cildime inanılmaz iyi gelen bir essence idi. Sabah akşam, cildimi temizledikten sonra ilk adım olarak kullandım. Kızarıklıklarımın yatışmasında ve cildimin çok daha sağlıklı görünmesinde etkili olduğunu düşünüyorum. Fungal aknelilere uygun değil ama prebiyotiklerle aranız iyiyse bence, her cilt tipi kullanabilir. 

The Ordinary Ascorbyl Glycoside: Bu bir c vitamini türevi ama c vitamininden daha nazik... Gündüzleri kullandım. C vitamini kadar etkili değil ve uzun vadede cilde bir aydınlık katıyor. Elzem mi, değil. 

Evanhealy French Rose Clay: Başak'cığımın kil maskesi arayışlarım için bana gönderdiği bir maskeydi. Çok severek kullandım. Cildimi kurutup, germeden, hassasiyet oluşturmadan çok güzel temizledi. Ülkemizde satılsa yeniden almayı düşünebilirdim. 

bitirdim

Umarım iki yazımı da keyifle okumuşsunuzdur. Bitenlerimi, üşenmez de bittikçe paylaşırsam, bundan sonra instagramda anlatmayı planlıyorum. En azından bir süre, belki yeniden blog yazma hevesim gelene kadar... Ama yine üşenir, biriktirirsem yine buradan görüşürüz sanırım.

Sevgilerimle... 

Bitirdiklerim: 2020-1

Merhaba,

Açıkçası artık blog yazmayı (en azından bir süre) düşünmüyorum. Ne içimde istek, ne heves var. Ancak, bitirdiklerimi biriktirmeyi hala seviyorum, bir çeşit delilik sanırım. Aslında amacım bundan sonra bitenlerimi instagramda paylaşmaktı ama ona da üşendim ve birike birike dağ oldular. Tek tek instagramda paylaşmaya uğraşmaktansa buraya yazayım, dedim. Karantinadayken belki siz de, okumak istersiniz. Maksat kafa dağıtmaca...

Bitirdiklerim

Bu fotoğrafları çekeli uzun zaman oluyor. Hiç biri bir ay önce bitmedi, benim yazasım gelmedi. Bu ay bitenleri de çekip arkalarına ekledim. Böylece 2 yazı halinde yayınlayacağım, diğer türlü ferman uzunluğunda olacak. Başlayalım o zaman...

Bitirdiklerim

Loreal Elseve Mucizevi Yağ Krem Şampuan: Uygun fiyatlı ve ulaşılabilir, piyasadaki en iyi krem şampuanlar olduklarını düşünüyorum bu serinin. 3 çeşidi bulunuyor, içerik olarak büyük farkları yok. Ben indirimde hangisini bulursam onu satın alıyorum. Saç derimi kurutup kaşındırmadan, pullandırmadan güzel temizliyorlar. Kırmızı renklisinin yazısını burada yazmıştım. 

Marc Anthony Grow Long Şampuan: Yavaş uzayan saçlar için olan bu şampuan, tek tüple saçlarımın uzamasına bir katkı sağlamadı elbette. Ancak, saçlarımı kurutmadan güzel temizledi. Sls,sles, paraben, bht içermiyor. Saçları nemlendirmiyor ama kurutmuyor da; saçlarınız nasılsa öyle kalıyorlar. Yoğun yapılı, kolay köpüren, kolay arınan güzel bir şampuandı. Asıl saç uzatma etkisini görmek içinse, bence bir kaç tüp kullanmak gerekli ki, onda bile saçımızda 1-2 dk tuttuğumuz bir şampuanın mucizeler yaratacağını zannetmiyorum. 

The Body Shop Shea Butter Saç Maskesi: Silikon içermeyen, içeriğinin ikinci sırasında shea yağı bulunan, kuru saçlar için başarılı bir maske... Ancak, hem fiyatı hem de en sevdiğim saç maskesi olan Garnier Fructis'e kavuştuğum için yeniden satın almam. 

Bitirdiklerim

Yves Rocher Arganlı Duş Yağı: Eşim kullanıyor, her bitenlerimde var. Kullandığı, ona alerji yapmayan tek duş yağı olduğu için sürekli alıyoruz. 

Loreal Elseve Mucizevi Yağ: Saçlarım için, duşa girmeden önce ve duştan çıktıktan sonra kullandım. Seneler evvel de bir şişe bitirmiştim, bu seferde de memnun kaldım. Arada alıp kullanırım. 

Isana Cocos-Wasser Duş Jeli: Hindistan cevizi kokusunu çok sevdiğim için, mağazada hiç koklamadan almıştım (çünkü ben ürün kapağını açınca kullanım ömrü başlıyor, dolayısıyla tester da olmadığı için açıp koklamadım). Kokusu çok kötüydü ama neyse ki, hafifti. İte kaka bitirdim. 

Bitirdiklerim

The Body Shop Camomile Makyaj Temizleme Yağı: Bu kaçıncı şişem, bilmiyorum. En sevdiğim temizleme yağlarından biri bu, yapısı yoğun ve makyajı da şahane çıkarıyor. İndirimde buldukça satın almaya devam edeceğim. 

Clinique Spf50 Mineral Güneş Koruyucu: Bir indirimde 30Tl gibi komik bir fiyata yakalamıştım. Çok severek kullandım, mineral olmasına rağmen incecik yapılı, kolay emilen bir güneş kremiydi. Yazısını burada yazmıştım. 

Isana Express Lift Ampuller: İçerikleri gayet güzel ve sonuç alabileceğiniz ampüller bunlar. Yazısını buradan okuyabilirsiniz. 

Bitirdiklerim

Le Petit Marseillais Akdeniz Ballı Sıvı Sabunlar: Çok aşk annecim, aşırı seviyorum. Evde senelik stoğum var. Muhteşem bal kokuyor, ellerimi kurutmuyor. 

Hacı Şakir Hindistan Cevizi Sütü Sıvı Sabun: Bu da, kardeşimin favorisi... Arada alıp kullanıyorum, bana onu hatırlatıyor. 

Colgate Dare To Love Diş Macunu: Sevgililer günü için çıkan bu macundan bulunca yeniden satın almıştım. Özel bir etkisi yok, sıradan bir diş macunu ama içindeki kalpler çok eğlenceli!

Sensodyne Beyazlatıcı Diş Macunu: Fena değildi. 

Bitirdiklerim

Garnier Nem Bombası maske hakkında inanın hiç bir şey hatırlamıyorum. Ne iyiydi, ne kötü demek ki! İkisinden biri olsa, kesin hatırlardım. Isana Hydro Booster maskeyi beğeniyorum, temel bir nem maskesi. Cettua'nın bu göz altı maskeleri de hiç fena değil ama peşinden de koşmam açıkçası. 

Bitirdiklerim

Yukarıda gördüğünüz Benri ıslak havlu çeşidini bence almayın, Benri'nin çok güzel ıslak havluları var. Bu çeşidi çok kötüydü. Pamukları da güzel bence, özellikle bu markayı almıyorum, pamukla yüzümü çok nadiren siliyorum. Dolayısı ile, indirimde ve bütçeme uygun hangi pamuğu bulursam onu satın alıyorum. 

Bitenler yazımın ikinci bölümünü de yarın yayınlarım muhtemelen. Umarım keyifle okumuşsunuzdur. 
Sevgilerimle... 

Makyaj Koleksiyonum 2020 - Ojelerim

Merhaba,

10 sene önce sadece iki tane ojem vardı. İnanması bile bugün zor geliyor. Flormar'ın iki farklı tonda kırmızı ojesini sürekli alırdım. Zamanla, her kozmetik mağazası alışverişimde sepetime bir oje eklemeye başladım, derken yüze yakın ojem oldu. Üç sene önce, bir silkelenip "ne yapıyorum" dediğim oje koleksiyonum bu zamana kadar küçüle küçüle bugünlere geldi. Bugün, makyaj koleksiyonumdaki ojelerimi karıştırarak son hallerini göreceğiz


Ojelerim

İtiraf etmem gerekirse, yukarıdaki fotoğrafı çekerken, kendi kendime "Eyvah!" dedim. Oje sayımı gerçekten çok azalttığıma inanıyordum, pek de öyle değilmiş. Gerçi, yukarıdaki yığına cilalar da dahil ama bu yine de gereğinden kalabalık oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Açıkçası, oje konusunda da çok klasik biriyim; kırmızı, bordo ve nude renklerden başka oje pek sürmem. Şuanda elimde bu tonlar haricinde olanlar, gerçekten ara ara kullandıklarım... Kalan ne varsa, üç sene öncesinde elimden çıkarttım ve en az son iki senedir de biten üst kat ve alt kat cilası haricinde sadece bir tane oje satın aldım


Ojelerim

Yukarıdaki fotoğrafta top coatlarımı görüyorsunuz. Aslında bu kadar çok tırnak cilası elimde yoktu ama Zeynuşumun kullanmak istemediği bir kaç Sally Hansen cilayla bu kısımda popülasyon bayaca arttı. Şimdiden söylemeliyim ki, hepsini aynı anda kullanmıyorum. Teker teker gidip, bittikçe yenisine geçiyorum. 
Wet n Wild Hard As Ice top coat, bence en iyi uygun fiyatlı oje koruyucu cila! Bir şişe bitirdim, bu da yedeğim. En dayanıksız ojelerimin ömrümü bile 10 güne kadar uzatan, ojelerime şahane bir parlaklık veren, yapısı biraz kalın olmasına rağmen hızlı kuruyan çok beğendiğim bir ürün. Catrice Power Gel ise, Başak'cığımın favorisiydi, marka Rossmann'lardan çekilmeden alıp kenara koymuştum, bu da hiç açılmadan sırasını bekliyor. Sally Hansen Insta-Dry top coat ise, Wet n Wild'ı keşfedene kadar en sevdiğimdi ama artık o kadar da beğenmiyorum. Şu an, koyu renk ojelerimin üzerine kullandığım top coat bu, bitince Diamond Flash'a geçeceğim. Diamond Flash, Zeynuş'undu, şişe tam dolu değil, ben henüz denemedim. Golden Rose Color Expert ise, şeffaf bir oje aslında; ben bunu nude ojelerimin üzerine kullanıyorum. Ojelerimi koruma performansı da, bence hiç fena değil. 


Ojelerim

Base coatlarım da, yine Zeynuşum sayesinde sene sonu gibi kalabalıklaştılar. Şuan, Sally Hansen Miracle Cure kullanıyorum, bu benim 5-6 sene evvel keşfettiğim, düzenli kullanımda tırnaklarımı çok güçlendiren ve kalınlaştıran, çok faydasını gördüğüm bir ürün. Şuanda da, Zeynuşum sağ olsun severek kullanıyorum. Miracle Nail Thickener, yine Zeynuş'tan gelen ekipten; Miracle Cure bitince buna geçeceğim, zaten içinde çok az ürün var. Chanel La Base, tek başına bile tırnakta çok güzel duruyor. Yapısı incecik, ancak tırnakları sararmalardan korumuyor. Fiyatına değer mi, derseniz, bence değmez. Wet n Wild Megalast the Saving Base, Hard as Ice'dan çok memnun kalınca merak edip aldığım bir alt cila, yedekte bekliyor; hiç açmadım. Bee Pollen şişesinde Pastel'in oje kurutucu sıvısı var, artık şişeden gelmemeye başlayınca buna aktarmıştım, bu yazıyı yazana kadar da bitti. Mavala Thinner, oje inceltici ise, ağdalaşan tırnak ürünlerimin kurtarıcısı, şahane bir ürün! Senelerdir hep elimin altında duruyor. 


Ojelerim

Yukarıdaki ekip benim göz bebeğim! Kırmızı ve bordo ojeler en sevdiğim ve formülleri konusunda da en mızmız olduğum grup bu! Ayın 25 günü kırmızı ojeyle gezdiğimi düşünürseniz, seçici olmakta haksız sayılmam bence. 
Dior Diorific 951 Passion, markanın 3-4 sene evvelki bir yılbaşı koleksiyonundan... Şişesine vurulup almıştım ama rengi, kalıcılığı ve formülü de çok güzel. Tam bir bayrak kırmızısı, tek katta opak ve kırmızı bir ojeye göre bayaca kalıcı... Sally Hansen 610 Red Zin ve 575 Red Handed, en sevdiğim kırmızı ojelerden; Red Zin gelin ojemdi ve bittiğinde şişesini saklayacağım. Her ikisi de 5 senelik ve yapılarında en ufak bozulma olmadı. Chanel 18 Rouge Noir, klasik bir bordo oje; bittikçe almaya devam edeceğim. Chanel ojeleri seviyorum; yapıları ince, kolay kuruyorlar ve kalıcılar. Pahalılar ama, benim gibi zaten 2-3 renk oje kullanıyorsanız, bütçe de ayırabilirseniz öneririm, şişenin dibine kadar senelerce hiç ağdalaşma, bozulma yaşamadan bu ojeleri kullanabiliyorum. Yarısına geldiğinde fırça uzunluğu yüzünden çöp olmayan, doğru düzgün dizayn edilmiş ojeler bunlar. Essie 473 numara, markanın yılbaşı koleksiyonunun ojelerinden biriydi, bendeki 3 senelik. Çok güzel bir kiremit kırmızısı, tam opak olması için üç kat sürmek gerekiyor, iki gün kadar kalıyor ama benim için yeterli bir performansa sahip. Face Shop RD304 numaralı nar çiçeği rengini, marka ülkemizden çekilmeden almıştım, kaç senelik hatırlamıyorum. Bu kadar dayanıklı, iyi formüllü ve uygun fiyatlı oje hala bulamadım. Christian Louboutin, Rouge Louboutin ise, eşimin hediyesiydi. Bu ojeler ilk çıktığında büyük olay olmuştu, hatırlarsanız. Ben de, şişelerini çok beğenmiştim. Canımın içi Bora, beğendim diye yeni yıl hediyesi olarak almıştı bana, çok sevinmiştim. Fakat, verilen paraya yazık! Kimse kusura bakmasın, her hangi bir ojeden farkı yok, tek katta opak ama artık uygun fiyatlı markaların ojeleri de böyle; kalıcı değil, ertesi güne (top coatla) uçlardan çıkıyor. O fırça sapı çok kullanışsız, kocaman ayakkabı topuğu şeklindeki sap şık görünebilir ama asla kullanıcı dostu değil. Velhasıl kelam, Louboutin'den ayakkabı falan alın, oje almayın. 


Ojelerim

Gelelim, kırmızı skalası haricindeki ojelerime...
Sally Hansen 670 Midnight in NY, içerisinde mor-mürdüm yansımalar olan, üzerine vuran ışığa göre farklı görünen eşsiz bir siyah! Çok seviyorum. Golden Rose Ice Chic 52 numara, iki sene sonunda satın aldığım tek oje, koyu bir mor (son zamanlarda mor oje hevesim tuttu). Üç katta opak, bende hiç kalıcı değil, iki günü çıkarmıyor ama olsun, zaten çok sık sürmek isteyeceğim bir renk değil (bu arada, ojeler ne kadar pahalanmış, şoktayım). Dior 494 Junon, gri alt tonlu bir mavi, çok güzel bir oje; benim için marjinal bir renk ama aldığıma hiç pişman değilim, senelerdir de bende. Flormar Jelly Look JL13 Pale Eucalypt gri alt tonlu bir yeşil, bir arkadaşım hediye etmişti ve garip şekilde sevdim. Elimdeki tek Flormar ürünü bu, markadan artık alışveriş yapmıyorum, bitince de elimde hiç Flormar ürünü kalmayacak. Golden Rose Jolly Jewels 102 numara, gümüş bir glitter oje; kırk yılda bir diğer ojelerimin üzerine sadece tek tırnağıma sürüyorum. Senelerdir bende ve hiç bozulmadı. Sally Hansen Shell We Dance, Chanel şişesindeki açık pembe oje; fırçası ayrıldığı için bu şişeye aktardım. Çok sevdiğim, senelerdir bende olan ojem; inanılmaz kalıcı ve tırnakları çok temiz, elleri çok bakımlı gösteriyor. Loreal 104 Beige Countess, tek katta opak ve şahane bir bej rengi oje... Bu seri, yurt dışında satılıyor ve biraz pahalı ama performansını, yapısını seviyorum. 


Ojelerim

Ojelerimle birlikte, makyaj koleksiyonumun da sonuna geldik. Neredeyse, bir buçuk aydır yazdığım bu yazıları bitirmenin haklı gururunu yaşıyorum. Umarım siz de, sıkılmadan okumuş ve keyif almışsınızdır. 

Sevgilerimle... 

Fondöten ve bazlarım için buraya
Kapatıcılarım için buraya
Pudralarım için buraya 
Allık ve aydınlatıcılarım için buraya 
Bronzerlarım için buraya 
Likit allık-aydınlatıcı-bronzerlarım için buraya 
Far paletlerim için buraya 
Krem farlar ve göz kalemleri için buraya 
Kaş ürünlerim için buraya 
Far bazlarım, maskaralarım ve dudak kalemlerim için buraya 
Rujlarım için buraya

Mac rujlarım için buraya 
Lip glosslarım ve lip balmlarım için buraya tıklayabilirsiniz. 

Makyaj Koleksiyonum 2020 - Lip Glosslarım ve Lip Balmlarım

Merhaba...

Lip glosslar popüler olmadan çok öncesine kadar, benim vazgeçilmez dudak ürünlerimdi, hala öyleler. Mat ruj furyası çıktığında bile, ben glosslarımdan asla vazgeçmedim ve sanırım artık gloss seven tek kişi değilim. Bu yazımda, makyaj koleksiyonumun lip gloss ve lip balmlar bölümüne beraber göz atacağız


Lip Glosslarım ve Lip Balmlarım

Dudak parlatıcılar, benim gerçekten çok sevdiğim, günlük olarak en çok kullandığım ürünlerden... Yarı transparan, rujlarımın üzerine de sürebildiğim; tek başına kullandığımdaysa dudak dokumu gösteren glossları seviyorum. Çok sulu duran, opak, yapışkan olanlarsa bana göre değiller. 


Lip Glosslarım ve Lip Balmlarım

Günlük olarak kullandığım lip balmlarsa, sürekli banyodaki cilt bakım çekmedemde duruyorlar. Sadece, Alterra dudak yağını rujlarımın arasında tutuyorum çünkü, bu yağı makyaj öncesi kullanmayı çok seviyorum. Rujlarım altına çok iyi baz oluyor ve dudaklarımı kalın bir katman oluşturmadan şahane nemlendiriyor. 
Sephora ballı dudak peelingi, şahane bal kokusu ve başarılı performansıyla iyi ki, almışım dediğim bir ürün. Dm Sun Dance spf 30 içeren dudak balmını sabahları, bu güne kadar kullandığım en başarılı balmlardan Korres shea yağlı dudak balmını ise geceleri yatmadan önce kullanıyorum. Son alışverişimde hediye verilen Yves Rocher balm ise, yedekte bekliyor. Bunların hepsi renksiz ürünler... 


Lip Glosslarım ve Lip Balmlarım

Fenty Beauty Gloss Bomb, Fenty Glow: Geçtiğimiz doğum günümde canlarım Başak ve Zeynuş'un hediyesi olan bu glossu bugüne kadar iki-üç kez kullandım. O kadar güzel ki, sürekli sürersem diğer glosslarımı bitiremem diye, kendime önce Bobbi'yi bitirme sözü verdim. 

Bobbi Brown Lip Gloss, Sequin: Bundan beş sene öncesinde, Chantecaille glosslardan sonra en sevdiklerim Bobbi Brown'unkilerdi. Özellikle yılbaşı zamanlarında üçlü setlerini satın alır, tüm yıl kullanırdım. Artık, piyasada çok daha güzel yapıda glosslar var ve yenilerini denedikçe Bobbi bana kalın gelmeye başladı. Bendeki eski bir versiyon, belki formülü yenilenmiştir, bilemiyorum. Rengi ise, şahane! Sequin artık bitmek üzere, dibindeyim. 

Lancome Juicy Shaker, Apri-Cute: Lancome, bu seriyi satıştan kaldırmış, halbuki o kadar güzeldi ki! Dudakta varlığı yokluğu anlaşılmayan, dudaklara sağlıklı bir görünüm veren ve çok iyi nemlendiren bir ürün bu, tam olarak gloss da diyemem, öyle parlak bir bitişi yok aslında. Çok sık kullansam da, neyseki kolay azalmıyor. 


Lip Glosslarım ve Lip Balmlarım

Lip glossları çok seven biri olarak, elimde Mac Meteoric ile birlikte dört gloss olmasından dolayı kendimle gurur duymuyorum, diyemem. Keşke, her kategoride böyle makul seviyede ürünüm kalsaydı ama yine de hiç fena sayılmam, değil mi?
Makyaj koleksiyonumun son yazısı ojelerim ile, bir sonraki yazıda görüşmek üzere...

Sevgilerimle...

Fondöten ve bazlarım için buraya
Kapatıcılarım için buraya
Pudralarım için buraya 
Allık ve aydınlatıcılarım için buraya 
Bronzerlarım için buraya 
Likit allık-aydınlatıcı-bronzerlarım için buraya 
Far paletlerim için buraya 
Krem farlar ve göz kalemleri için buraya 
Kaş ürünlerim için buraya 
Far bazlarım, maskaralarım ve dudak kalemlerim için buraya 
Rujlarım için buraya
Mac rujlarım için buraya tıklayabilirsiniz. 

Makyaj Koleksiyonum 2020 - Rujlarım

Merhaba,

Makyaj koleksiyonumu küçültürken, rujları çok sevdiğimi ama en az kullandığım makyaj malzemesinin de ruj olduğunu fark ettim. Ruj koleksiyonum hala kalabalıklığıyla gözüme batıyor. O kadar kalabalıklar ki, hepsini üç yazıda paylaşabileceğim. Arada tüm rujlarımı koyduğum minik kutumu önüme döküp, hepsine tekrar tekrar baksam da, onları daha fazla azaltamıyorum. 


Rujlarım

Bunca zaman içinde emin olduğum bir şey var ki, likit mat rujlar asla benim kalemim değiller. Dolayısı ile, biri hariç hepsini elimden çıkarttım. Tek bir taneyi de, hem elimde benzer bir renk bulunmadığı için hem de elimde kalıcı bir rujum bulunsun diye bıraktım. Yazıda bahsedeceğim rujlardan blog yazısını yazdıklarımı * ile işaretleyip, ürün ismine yazısının linkini de bırakacağım


Rujlarım

*Estee Lauder Pure Color Envy Rujlar: Formüllerini çok sevdiğim bu rujların iki rengine sahibim: 110 insatiable ivory ve 160 discreet. Insatiable ivory gördüğünüz gibi, bitmek üzere ve en sevdiğim nude rujlardan biri; discreet ise bende orta tonlu ve belirgin duran bir nude, bu kış sık sık kullanmayı planlıyorum. 

Nars Audacious, Barbara: En sevdiğim rujum, içerisinde çok hafif leylaklık da bulunan kahve bir nude... 

*Bobbi Brown Luxe Lip Color, Neutral Rose: Şahane bir kahve tabanlı gül kurusu, tam bir Blana rengi! Tek katta opak, yumuşacık... Tam sevdiğim gibi... Bana eşimin sevgililer günü hediyesiydi. 

Rujlarım

Giorgio Armani Maestro, 100: Bu ruj da benim holy grail nude rujum! Kullanmaya kıyamadığım, hem geceye hem gündüze çok yakıştırdığım; mat ama yumuşacık, dudakları kurutmayan aksine nemini koruyan muhteşem bir formülü var. 

*LorealxBalmain, Fever: Limitli üretim bu ruj, kiremit rengiyle gönlümü fethetmiş, rengi dolayısıyla elimden çıkarmaya kıyamadığım ve kullanmaktan da keyif aldığım bir ürün... Mat olmasına rağmen, yumuşacık ve dudaklarımı kurutmayan bir formülü var. Sanırım hala bazı mağazalarda satılıyor. 

Maybelline Stay Matte Ink, 50 Voyager: Elimdeki tek likit mat ruj ve yapısını sevdiğimi söyleyemem. Dudaklarımı kurutuyor ama tüm likit matlar benim dudaklarımı kurutuyor. Rengi ise, şahane! Elimdeki tek bordo ruj bu ve şu mevsime çok yakışmıyor mu?!

*Nars Velvet Matte Lip Pencil, Dolce Vita: Nars'ın velvet matte serisinin bence en güzel rengi, dolce vita! Bendeki küçüldükçe kullanmaya kıyamıyorum resmen. Her dudakta ve cilt alt tonunda farklı görünüyor ve herkese çok yakışıyor. 

Rujlarım

Rujlarımın büyük kısmını bu yazıdakiler oluşturuyor. Fark ettiyseniz, çoğu aynı renk ailesinden olsa da hepsini çok seviyorum. Bir sonraki yazıda Mac rujlarımla devam edeceğim. 

Sevgilerimle...

Fondöten ve bazlarım için buraya
Kapatıcılarım için buraya
Pudralarım için buraya 
Allık ve aydınlatıcılarım için buraya 
Bronzerlarım için buraya 
Likit allık-aydınlatıcı-bronzerlarım için buraya 
Far paletlerim için buraya 
Krem farlar ve göz kalemleri için buraya 
Kaş ürünlerim için buraya 
Far bazlarım, maskaralarım ve dudak kalemlerim için buraya tıklayabilirsiniz.